4 Eylül 2012 Salı

Güzellik aslında güzel mi?



Hayatın kadınlara yüklemiş olduğu yükler saymakla bitmez. Kadın annedir önce. Hiçbir şey beklemeden anne olur ve hayatını adar minik bebeğine. Büyütür, destekler, kendinden verir, fedakârlık yapar, sever ve tabi sevilir nihayetinde :)  Zaten sevilmese ödülü ne olurdu anne olmanın? Hoşş hiçbir anne ödül için yapmaz yaptığı şeyleri… İnsan bencilliğinin, karşılık beklemenin bittiği tek nokta anneliktir. Sonra eş olur, ev hanımı olur, temizlikçi olur, aşçı olur, ütücü olur, bulaşıkçı olur, öğretmen olur, doktor olur, mimar olur, olur da olur… Ve bunların hepsini olmak zorundadır, gerek sosyal roller ve dayatmalar gerekse maddi zorunluluklar nedeniyle tüm bu yükleri taşımalıdır. Tüm bu zorunlulukların dışında kadının olması gereken bir şey daha var modern dünya da. Güzel. Evet kadın güzel olmalı. Her şekilde güzel olmak dayatılıyor kadına. Kadınsan her şeyden önce güzel ve bakımlı olacaksın. Peki güzel olmanın ilk koşulu ne günümüzde? Tabi ki zayıf olmak :/  Zayıf olmak için, herkes zayıf olsun diye gözümüzü açıyoruz kapıyoruz diyetle, sporla, diyet listeleriyle. Ana haber bültenlerinde bile sürekli diyet listeleri görüyoruz. Sabah kuşaklarında, öğlen kuşaklarında hep diyet listeleri, güzellik maskeleri, sihirli formüller…Hep güzelleşmek adına. Artık 36 beden değilsen güzel değilsin. 38 beden olmak ne fenaaaa… Hele hele 40 ve üzeriysen, yüksek bir yer bul ve atla mümkünse :((  Ben hayatımın büyük bir kısmını 42 ve üzeri bedenlerde geçirdim. Tabi  annemin deyimiyle “iri” olduğum bu dönemlerde sayısız diyet yapma girişimlerim oldu. Kiminde kilo aldım, kiminde 10 kilo verdim, kiminde daha kilo veremeden 3. günde vazgeçtim mücadeleden. Ama bu denemelerin değişmezi özgüven yitimi oldu bende. Çünkü zayıf kadın güzeldi ve ben değildim. Sonra bir şekilde sebat ettim, yoğun egzersiz ve diyetle 20 kilo kadar verdim ama nasıl bir vücudum varsa 38 bedenin altına da düşemedim. Verdim vermesine ben kiloları ama mutlu oldum mu?? Tabi ki hayır!! Şunu fark ettim ki insanı mutsuz eden asıl şey sürekli kalori hesabı yaparak yaşamak, istediğini yiyememek ve hep daha güzel olmak adına o gereksiz yoruculuktaki otokontrolü sürdürmeye çalışmak. Her neyse ben kilomu koruyorum hala, ama sağlıklı değilim onu da biliyorum. Vücudumun olması gereken kilo 72 ama ben 65 kiloyum, çünkü güzel görünmek için zayıf olmalıyım… Ama 72 kiloyken zayıf görünmüyorum, annemin deyimiyle “iri”, zayıflıkla kafayı yemiş acımasızlar için “şişko” görünüyorum. Ama bu kilomda da sürekli yorgun ve halsizim. Bedenimin  bazı işlevlerinde aksamalar bile oluyor. Mutsuz  muyum ? Kesinlikle evet!!
Kadınların artık işe bile güzelliklerine göre alındığı, bakımlı olmak zorundaymışsın hissi yaşatan iş arkadaşlarının olduğu, daha kötüsü 3-5 kilo alsan arkandan “oha bizim ‘İri’ de bu aralar amma şişti!” diye konuşan hayat arkadaşlarına sahip olduğun, işe makyajsız gitsen patronunun “Hasta mısın?” diye sorduğu, gittiğin mağazada 36 beden tezgahtarların 42 beden istediğin için sana neredeyse iğrenerek baktığı ve paranla rezil olduğun bu dünyada  şimdi bu güzellik faşizmi değil de ne?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder