Hayatın kadınlara yüklemiş olduğu yükler saymakla bitmez.
Kadın annedir önce. Hiçbir şey beklemeden anne olur ve hayatını adar minik
bebeğine. Büyütür, destekler, kendinden verir, fedakârlık yapar, sever ve tabi
sevilir nihayetinde :)
Zaten sevilmese ödülü ne olurdu anne olmanın? Hoşş hiçbir anne ödül için yapmaz
yaptığı şeyleri… İnsan bencilliğinin, karşılık beklemenin bittiği tek nokta
anneliktir. Sonra eş olur, ev hanımı olur, temizlikçi olur, aşçı olur, ütücü
olur, bulaşıkçı olur, öğretmen olur, doktor olur, mimar olur, olur da olur… Ve
bunların hepsini olmak zorundadır, gerek sosyal roller ve dayatmalar gerekse
maddi zorunluluklar nedeniyle tüm bu yükleri taşımalıdır. Tüm bu zorunlulukların
dışında kadının olması gereken bir şey daha var modern dünya da. Güzel. Evet
kadın güzel olmalı. Her şekilde güzel olmak dayatılıyor kadına. Kadınsan her
şeyden önce güzel ve bakımlı olacaksın. Peki güzel olmanın ilk koşulu ne
günümüzde? Tabi ki zayıf olmak :/ Zayıf
olmak için, herkes zayıf olsun diye gözümüzü açıyoruz kapıyoruz diyetle,
sporla, diyet listeleriyle. Ana haber bültenlerinde bile sürekli diyet
listeleri görüyoruz. Sabah kuşaklarında, öğlen kuşaklarında hep diyet
listeleri, güzellik maskeleri, sihirli formüller…Hep güzelleşmek adına. Artık
36 beden değilsen güzel değilsin. 38 beden olmak ne fenaaaa… Hele hele 40 ve
üzeriysen, yüksek bir yer bul ve atla mümkünse :((
Ben hayatımın büyük bir kısmını 42 ve üzeri bedenlerde geçirdim. Tabi
annemin deyimiyle “iri” olduğum bu dönemlerde sayısız diyet yapma girişimlerim
oldu. Kiminde kilo aldım, kiminde 10 kilo verdim, kiminde daha kilo veremeden
3. günde vazgeçtim mücadeleden. Ama bu denemelerin değişmezi özgüven yitimi
oldu bende. Çünkü zayıf kadın güzeldi ve ben değildim. Sonra bir şekilde sebat
ettim, yoğun egzersiz ve diyetle 20 kilo kadar verdim ama nasıl bir vücudum
varsa 38 bedenin altına da düşemedim. Verdim vermesine ben kiloları ama mutlu
oldum mu?? Tabi ki hayır!! Şunu fark ettim ki insanı mutsuz eden asıl şey
sürekli kalori hesabı yaparak yaşamak, istediğini yiyememek ve hep daha güzel
olmak adına o gereksiz yoruculuktaki otokontrolü sürdürmeye çalışmak. Her neyse
ben kilomu koruyorum hala, ama sağlıklı değilim onu da biliyorum. Vücudumun
olması gereken kilo 72 ama ben 65 kiloyum, çünkü güzel görünmek için zayıf
olmalıyım… Ama 72 kiloyken zayıf görünmüyorum, annemin deyimiyle “iri”, zayıflıkla
kafayı yemiş acımasızlar için “şişko” görünüyorum. Ama bu kilomda da sürekli
yorgun ve halsizim. Bedenimin bazı işlevlerinde
aksamalar bile oluyor. Mutsuz muyum ?
Kesinlikle evet!!
Kadınların artık işe bile güzelliklerine göre alındığı, bakımlı
olmak zorundaymışsın hissi yaşatan iş arkadaşlarının olduğu, daha kötüsü 3-5
kilo alsan arkandan “oha bizim ‘İri’ de bu aralar amma şişti!” diye konuşan
hayat arkadaşlarına sahip olduğun, işe makyajsız gitsen patronunun “Hasta
mısın?” diye sorduğu, gittiğin mağazada 36 beden tezgahtarların 42 beden
istediğin için sana neredeyse iğrenerek baktığı ve paranla rezil olduğun bu
dünyada şimdi bu güzellik faşizmi değil de ne?

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder